gezimanya.com

Çok yakında gezimanya.com sitesinde de yazılarımı okuyabilirsiniz.

Yeryüzüne avare avare dolaşmaya geldik,
sana bundan farklı bir şey söyleyen olursa aldırma!
KURT VONNEGUT

tak tak... kim o?

Şu anda 60 konuk çevrimiçi

cidden hala üye değil misin?

Aktivasyon mesajı beklemeyiniz, Godot gelmeyecek:) Üyeliğiniz admin tarafından otomatik olarak onaylanacaktır.



Havaalanından Mount Lavinia'ya İlk Saatler

Yazdır PDF

Global Hareketlenme - Sri Lanka

Ebru'nun Seyir Defteri Gün 1

Yer : Negombo'dan Mount Lavinia sahiline...

Tarih: 19 Ağustos 2012

 

Elmadağ Starbucks'ta oturuyorum, telefonum çalıyor... telefonun ucundaki ses o kadar güzel bir teklif yapıyor ki dayanamıyorum... Sri Lanka diyor Umut; "yeni bir ada daha keşfetmek istemez misin?" istemez miyim hiç? ama ve fakat ve lakin nasıl? Gazella Turizm sorumlusu arkadaşım Umut beni ikna etmek için her türlü şeyi denedikten sonra "gel o zaman bizim geziyi yaz, biz de ona göre bir fiyat çıkaralım sana" diyor... bunu söylediğinde ağustos ayının on beşi , hareket ise sadece üç gün sonra... toplam üç günde bütün işlerimi ayarlayıp, Sri Lanka hakkında biraz bilgilenip, bavul hazırlamam gerekiyor... ama zaten o bavul hep hazır, bana şimdi gidelim mi de hazırlanmam yarım saat:) yeter ki gitmek olsun, ruhum hep yolda zaten... fiziksel olarak yolda değilsem bile sürekli yol yazıları okuyorum, yolda olanları takip ediyorum, yeni destinasyonlar çiziyorum kendime... annem beni yürürken doğurmuş olmalı...:) sonunda pasaportlarımızın İtalya Konsolosluğu'nda olduğunu unutup biletleri alıyorum... akşam eve geldiğimde aklıma geliyor, "eyvah" diyorum, "pasaportum yok" ve ben iki gece sonra Sri Lanka yolcusuyum... bu kısmın trajikomik öyküsünü Zipirit Dergi'de anlatacağım nasılsa... çünkü o üç günlük süreç tam bir kara mizah şeklinde gelişiyor... biz yolculuk kısmından başlayalım anlatmaya...

Umut ve ben biletlerimizi almış olmanın sevinciyle kendimizi hava alanı loungelarına vuruyoruz...

ve İstanbul Doha, Doha Colombo biletlerim...

Banka yemekhanelerinde (benim loungelara verdiğim isim bu) ne varsa yedikten sonra saat 19:30 sularında Katar Havayolları QR 481 sefer sayılı uçakla havalanmaya hazırız... hele ben çılgın gibi hazırım, bir xanax ve bir alora dünyanın öbür ucuna taşır beni, istersem marsa kadar yolu var ama şimdilik Sri Lanka'ya ulaşalım yeter... Atatürk Hava Limanı'nda beklerken yeni tanıştığımız güzel insanlarla sohbet fırsatı buluyoruz: Ahu Erdoğan Akbaş ve eşi Faruk Akbaş'la sohbet konumuz yine yol hikayeleri ve fotoğrafçılık...eh bu kadar başarılı bir fotoğraf ekibinden fotoğrafla ilgili tüyolar almak çok hoşuma gidiyor doğrusu... uçağa biniş kısmını pek hatırlamıyorum, uyku ilacı etkisini çat diye göstermeye başlıyor zira... dört saatlik uyuyarak geçen yolculuğun sonunda Doha'ya varıyoruz...

Doha ile ilgili de neredeyse hiçbir şey hatırlamıyorum, zira çok uykuluyum ve iki uçak arasında sadece bir saatlik bir zaman var... feci bir koşuşturmadan sonra Gazella Turizm yolcuları ve Nazo'yla ben Doha - Colombo uçağına ucu ucuna yetişiyoruz... o kadar çok uykum var ki daha uçak kalkmadan uyumaya başlıyorum, bir uyanıyorum aa uçak inmiş... Nazo arada uyanıp monopoly ve diamond dash oynadığımızı iddia ediyor ama ben hiçbir şey hatırlamıyorum... yendim mi acaba?...

Ne zaman ne de yer kavramı kalmış indiğimizde... sanırım gerçekten aya geldik... olsun da yeni yerler görmek olsun, nerede olduğumuzun bir önemi yok... ben yürünecek yol bulurum nasılsa kendime... uçaktan inip elimi yüzümü yıkadıktan sonra etrafıma bakınınca anlıyorum Sri Lanka'da olduğumuzu... anlamamak mümkün değil, bütün hava alanı Sri Lanka kriket takımının posterleri ile dolu... Sri Lanka'da çok önemli üç spordan biri kriket... diğerleri ise rugby ve coconut viskisi içmek...

gördüğünüz gibi Sri Lanka'dan başka yerde olamam...

uyandım ve mutluyum...

Colombo ve Kandy şehirleri arası premier lig afişi, belki bir kriket maçına denk geliriz diye hevesleniyorum...

çıkışta pişeceğimizden bihaber klima kıyafetlerimizle...

ve her yerde bir Buddha ile Sri Lanka bize hoş geldiniz diyor...

Havaalanı çıkışında bizden farklı bir destinasyon izleyecek ama her yerde sık sık karşılaşacağımız sevgili grubumuzdan kendi maceramızı yaratmak adına ayrılıyoruz... seyahate çıkmadan önce geçen sene aynı yolu tepmiş olan Ebru ve Ediz'den yüklü bir yol yardımı aldık... nerede ne yapılır, nerede ne yenilir, nerede kalınır her şey ayarlanmış durumda... yardımları için sevgili Ebru ve Ediz'e çok teşekkürler... yapmamız gereken tek şey çılgıncasına bir pazarlıkla bizi 60 kilometre güneyde olan Mount Lavinia bölgesine götürecek bir tuktuk bulmak... tuktuklara Tayland ve Madagaskar'dan alışığım zaten... büyük keyif olacak püfür püfür dolaşmak... hele bu çılgın sıcakta... tropik Sri Lanka güneşi insanın ruhunu bile yakmaya muktedir... havaalanının önünde inci gibi dizilmiş tuktuklara bakıyorum tek tek, gözüme güvenilir bir şöför kestiriyorum... bizi Mount Lavinia'ya sonra da Colombo şehrine götürmeleri için bir tuktukla anlaşıyoruz 2500 rupiye yani yaklaşık 35 lira tüm gün için... daha önce Ebru ve Ediz'in kaldığı bir otelde kalacağız, otelin sahibi olan eski albay çok yardımsever bir insanmış ve bize istediğimiz her türlü konuda destek verebilirmiş... otelimi zaten gitmeden önce satın almıştım... o sebeple içimiz rahat, sadece yola konsantre olarak keyifle Mount Lavinia yoluna giriyoruz...

tuktukçumuz karizmatik Gayanga, fakat tek kelime İngilizce bilmiyor...

yolda bizi gezdirmek ve rehberlik yapmak için arkadaşı da aslında bir kişinin zorla sığdığı tuktuka biniyor...

oluyoruz sana ufacık tuktukta üç kişi...

Sri Lanka ile ilgili ilk izlenimim her şeyin normalden üç boy küçük olduğu... insanlar ufacık tefecik, hatta ben değil ama Nazo onlarla fotoğraf çektirirken eğilmek zorunda kalıyor her seferinde, kendisini Gulliver ilan ediyor ve her seferinde çok eğleniyoruz... tuktuklar minicik, bakkallar, marketler, marketlerde satılan her şey minicik... muzlar, mengustinler (kendisi çok çirkin ama tadı harikulade tropik bir meyve) ... her şey bana göre...

işte buyrun, bunlar da miniminnacık iş makineleri...

dedim size, Sri Lanka minicik bir adanın ufacık tefecik insanlarından oluşuyor...

pıtırcık minicik muzlar... ama nasıl lezzetliler anlatamam...

minnak bir meyve pazarı...

çok sevimli bu tuktuklar, lakin o kadar da rahat değiller, belim iki büklüm oluyor, kendimi kocaman hissediyorum...

algıda yanılmanın da böylesi... dünyanın herhangi bir yerinde kocaman hissedeceğim aklıma gelmezdi...

yine kafanıza vuracakmış gibi hissedeceğiniz bir otobüs durağı, lakin otobüsler kocaman...

Havaalanı ve Colombo arası 45 kilometre ve bizim ülkemizde 45 kilometre maksimum yirmi dakikalık yol demek yol açıksa... Sri Lanka'da 45 kilometrelik yol hem araçların eskiliği hem de yolun durumu sebebiyle iki saate kadar sürebiliyor... havaalanından çıkıp 60 kilometre güneydeki Mount Lavinia sahiline varmamız yaklaşık iki buçuk saat aldı... yolda her dinden işaret görmek mümkün burada... onlar da ufacık tefecik ama...

bu da her yerde görebileceğiniz bir Budist tapınağı, bu da minicik:)

Colombo'ya yaklaşırken yol iyice tıkanıyor, ama bu benim için artı bir durum, yol ne kadar tıkanırsa o kadar rahat fotoğraf çekebilirim... zaten o makine yüzüme yapışıyor ben seyahate çıktığımda... bazen bir bakıyorum neredeyse bütün ülkeyi vizörün ardından izlemişim... o sebeple Sri Lanka'da geçirdiğim son iki gün neredeyse hiç fotoğraf çekmedim... Sri Lanka'nın cennet güzelliğinde sahillerinde kaybolmak daha çok cezbetti ruhumu... fotoğrafçının genel derdidir zaten bu, fotoğraf karesine odaklanırken anın güzelliğini kaçırır... garip bir ölümsüzleştirme isteği bu... neyse efendim, trafik iyiden iyiye sıkışıyor, hava çok sıcak ve ben uçak klimasına ayarlı giyinmişim... pişiyorum baya baya, az sonra külbastımı yiyeceğiz... kadınların çoğunda şemsiye var çünkü hem güneş yakıyor hem de her an muson bastırabilir... ama ne muson... son iki gün geleceğim o hikayeye de...

bir Tamil kadını şemsiyesini almış alışverişe gidiyor...

kadınların hangi milletten olduklarını giydikleri kıyafetlere göre ayırt edebiliyorsunuz...

bu da bir Sinhala kadını...

şemsiyesine özellikle bitiyorum, uğur böceklerine bayılırım...

bir alışveriş bir fiş...

bir şemsiye sevdasıdır gidiyor, hadi bakalım...

şemsiyeler de rengarenk...

çocuklar özellikle çok sıkıştırılası burada, yanaklar tombik tombik...

sadece kadınlar değil elbet şemsiye kullanan...

singing in the rain çifti... lakin onlarınki singing under the sun durumu...

bu da bir Tamil erkeği...

Tamil erkekleri genellikle gömlek altına tek parça bir "lamba" sarıyorlar...

çok rahat olsa gerek...

209.000 kişinin yaşadığı Mount Lavinia'ya doğru yolumuza devam ederken Sri Lanka gezimin bana çok şey katacağını hemen anlıyorum... Mount Lavinia, Colombo şehrinin orta sınıf insanlarının yaşadığı ve gelecek vaat eden bir bölge... isim öyküsü de acaip Mount Lavinia'nın... 1805 ve 1811 yılları arasında Seylan ülkesinin valiliğini yapmış olan Sir Thomas Maitland'ın yerel bir mestizo dansçısı olan çekici Lovina'ya delicesine aşık olması sebebiyle verilmiş bu isim... seksi dansçının gülüşünden ve çekiciliğinden çok etkilenen Sir Maitland, Mount Lavinia'nın da büyüsüne kapılmış... eh o zamanlar bir İngiliz asilzadesinin bir dansçı ile görülmesi büyük rezaletmiş... Lovina'yı görmek için her fırsatı değerlendiren değerli sörümüz ve Lovina arasındaki aşk her zamanki zengin adam fakir kadın hikayesi sebebiyle gizli gizli devam etmiş... hatta rivayete göre Sir Maitland, Lovina'yı babasının kuyusundan kendi evinin şarap mahsenine kadar kazdırdığı gizli bir tünelden alırmış evine... 1811'de Malta'ya tayini çıkan Sir Maitland, orada hayatının sonuna kadar Lovina'yı özleyerek ve bir başkasıyla evlenmeyi reddederek bekar yaşamış... tünel de 1920'lerin başında mühürlenmiş ve şehrin adı Lovina'nın aşkından esinlenerek Lavinia olmuş... hem aşka saygısızlık et hem de sevgiden esinlenerek şehrin adını Lavinia koy... bu ne perhiz bu ne lahana turşusu denir bu duruma... ama efendim, işte aşık olunacak kadar güzel Mount Lavinia, ismini hazin bir aşk hikayesinden almış...

Mount Lavinia'da kaldığımız otel penceresinden...

Biz yola geri dönelim ama... yolda rastladığım her türlü araç ve insan bana inanılmaz ilgi çekici geliyor... boyutsal olarak küçük bulsam da yeni bir yerde olmanın büyüsünden alıkoyamıyorum kendimi... o yakıcı havada bile keyfin doruklarındayım... haydi yola birlikte devam edelim o halde...

her yerde tuktuklar, trafiği yoğunlaştıran tuktukların kural bilmez sürücüleri...

yoldan manzaralar...

tuktuk da tuktuk...

her köşede bir polis ekibi görmeniz mümkün burada...

yolların durumuna pek karışmıyorlar gerçi ama Sri Lanka gibi yoğun hırsızlığın olduğu bir ülkede çok fazla çalışıyor olmalılar...

daha önce de belirttiğim gibi rugby de önemli bir spor buralarda...

bu da Kandy rugby takımının yol kenarındaki reklamı...

Tuktuklardan bahsedeyim biraz da... buradaki her tuktuk kendine has bir karaktere sahip... hepsinin farklı renkleri, farklı aynaları ve farklı süslemeleri var... ama sürücüler genelde aynı, terliksiz ve lamba giymiş erkekler... sürücüler genelde Tamil halkından...

ucuz olduğu için halkın tercihi tuktuklar oluyor... ama turiste ucuz diye bir şey yok...

bu da Sri Lanka kriket takımını tutan bir tuktukçunun...

bu tuktukçu da çocuğunun resmini asmış içeriye... evet bunlar değişik insanlar, bizde bu resimler komodinin üstünde olur genelde....

tuktukçu gençler...

bu da Sri Lanka rocksever tuktukçu... forever rock... onun aynasının yanında da garip bir ejderha amblemi var...

eh bu aletlerin yolda kaldığı da oluyor tabii, o zaman bildik manzaralarla karşı karşıya kalıyoruz...

omuza kuvvet gençler...

low is don't know our fun??? benim bilgisayar hata veriyor bunu çevirirken...

ama hıza olan düşkünlük müthiş... sanki tuktukla 200 km hız yapılabiliyormuş gibi...

olsun bu Sri Lanka gençliği çok hızlı!!!

bu da başka bir ejderha modeli...

tuktuklaaaaaarrrrr....

bu da bizim tuktukçunun feng shui dekorasyonu... her çeşitinden Buddha'lar...

Efendim, Sri Lanka'da tek ulaşım aracı tuktuk değil tabi... otobüsler de en az tuktuklar kadar nevi şahsına munhasır araçlar... genelde bir Hint markası olan Ashok Leyland marka otobüsleri her renkte görmek mümkün... otobüsler Pakistan'daki kadar renkli olmasa da gene de çok eğlenceliler... otobüslere binmek saatler süren ve her yerde mola verilen bir yolculuk demek ama o kadar ucuz ki çoğu "bitli turist" için ilk seçenek... mesela Colombo- Kandy arası yol yaklaşık 180 kilometre ve sadece 4 lira... ama ben diyeyim altı saat siz deyin sekiz saat sürer yolculuk... bir de kadınsanız bazı tacizlere uğrama riskini de göze almış oluyorsunuz... biz bunun yerine hem hız hem de güvenlik açısından altı gün bizimle birlikte olan bir taksi kiraladık... Sri Lanka'da iyi pazarlık ederseniz klimalı bir taksiyi ve İngilizce bilen bir şöförü günlük 50 liraya kadar fiyatlarla kiralayabilirsiniz... genelde kilometre başı ücret alıyorlar şöförler...

işte turbo power intercooler adı havalı kendi kapalı kutu bir otobüs...

ben de mavimsi yeşilim ve çok sevimliyim...

bu kriket buralarda gerçekten bir takıntı halinde...

yolların kralı, Bollywood starı bir otobüs daha... bu da Ajan Vinod'lu olanı...

ben de varım, her yerdeyim, vosvosların kralıyım...

Araçlardan sonra, şimdi de biraz insan manzaralarına bakalım isterseniz yoldan... vikipedi'den "Sri Lankan People" diye bir araştırma yaparsanız, o kadar çok çeşitli etnik grup ve bilgiyle karşılaşırsınız ki kafanız karışır... merak edenler buradan bakabilirler... Sinhalası, Tamili, Hollandalı Burgheri, kahramanları, gangsterleri, hatta Sri Lanka ikizleri hakkında bile bolca bilgi bulabilirsiniz bu kaynakta... bu çeşitliliği sokaklarda da görmek mümkün... mesela ilk şöförümüz Müslüman bir Tamil, ikincisi Budist bir Sinhala ve sonuncusu ve birlikte altı gün geçireceğimiz harika insan Leon ise Hollandalı Burgher bir Hristiyan... o kadar söyleyeyim size yani... Leon harika bir şöför ve rehber oluyor bize... Sri Lanka ve Hollandalı Burgher kültürünü paylaşmak konusunda çok hevesli... Sri Lanka'ya gitmek isteyenler mutlaka ona ulaşsınlar Leon'un facebook sayfasından... selamımı iletmeyi de unutmayınız:) (a special note for LEON: thanks a lot for making our Sri Lanka journey a perfect one... natannepa şıkıdım şıkıdım...)

şimdi insanlara değil, arkadaki Sarathchandra süper merkezine bakmanızı isteyeceğim... bu süper market süper küçük bir market...

bisiklet de buradaki önemli ulaşım araçlarından biri...

bisikletiyle bir Tamil erkeği...

bisikletli dondurmacı... bunların bir de cd satanı var bisikletle...

bir tane daha Tamil erkeği...

Tamiller de kendi aralarında Elam ve Seylan Tamilleri olarak ikiye ayrılıyorlar... arkeolojik araştırmalara göre Tamiller, milattan önce ikinci yüzyıldan beri adada varlıklarını sürdürüyorlar... modern Tamillerin çoğunluğu adanın en kuzeyinde bulunan Jaffna Krallığından geldiklerini iddia ediyorlar... adanın kuzey bölgesinde çoğunluğu oluşturuyorlar... doğu bölgesinde de sayıları azımsanamayacak kadar çok lakin ülkenin geri kalanında yaşamıyorlar... genelde Hindu ya da Hristiyanlık dinine mensuplar... Tamil Kaplanları isimli gerilla örgütleri iç savaşın kızışmasında ve binlerce Sri Lanka'nın ölmesinde büyük rol oynamış maalesef... çok şükür artık etkilerini kaybetmiş bir grup olarak sadece adanın kuzey kısmında konuçlanmışlar...

bunlar da adanın küçük bir kısmını oluşturan Müslüman Sri Lanka'lılar...

Daha önce de belirttiğim gibi, Müslüman azınlık bizimkinden çok farklı bir anlayışla yaşıyor adada... kadınların neredeyse hiçbir şey yapmaya hakları yok... camiye giremiyor, kuran okuyamıyor ve halka açık yerlerde namaz kılamıyorlar... genelde giydikleri cübbe ve sarıklardan hemen anlıyorsunuz kalabalıklar arasında Müslümanları... bu gezide camilerin içinden örnekler sunamıyorum maalesef sizlere, zira turist de olsam kadımın ve camiye alınmayarak hayatımda ilk defa bu tarz bir ayrıma uğramanın hüsranını yaşıyorum... adanın yüzde sekizini oluşturan Müslüman toplumun etnik kökenleri de farklı... Sri Lanka Moorları, bir grup kuzeyli Tamil ve Malaylar'dan oluşuyorlar... Araplar'ın adayı sekizinci yüzyılda ele geçirmesinden sonra İslam yayılmaya başlıyor... İslam'ı Araplar'dan öğrenmiş olduklarını net bir şekilde görebiliyorsunuz burada... İslami kesim de 26 yıl süren vahşeti ile Tamil Kaplanları'ndan nasibini alıyor ve binlercesi ya öldürülüyor ya da adadan sürülüyorlar... artık barış olan ülkede rahatça yaşamlarını sürdürebildiklerini öğreniyorum Leon'dan...

bunlar da daha modern görünümleriyle Sinhala'lar...

Sinhala halkı adanın en büyük etnik grubu... yaklaşık 15 milyon kişiler ve adanın yüzde 75'ini oluşturuyorlar... Sinhala efsanelerine göre kökleri milattan önce 543 yılında adaya gelen Prens Vijaya'nın soyuna dayanıyor... Sinhala'nın anlamı "aslan insanları" demek... çoğunluğu Budizm'in bir kolu olan Theravada'ya inanıyorlar...

pazarlık koyu bir şekilde sürüyor...

bir Tamil kadını...

bisikletler her yerde... ve ters yönde...

bu uzun boylu olanın parlak pantolonunu beğeniyorum...

yeni polisler yine polisler...

arabanın arkasındaki gözlüklü polis bana Hint filmlerindeki kötü polis karakterini anımsatıyor...

bu çocuklar beni neden sevmiyor yahu?

ama bu sevecek gibi galiba biraz vaktimiz olsa...:)

bu da beyaz kolundan ayırt edebileceğiniz bir trafik polisi...

bayramda bile eğitim tüm hızıyla devam ediyor...

Sri Lanka'da 9829 devlet okulu, 3,8 milyon öğrencisi ve 212.441 öğretmeniyle eğitime devam ediyor...

her yerde olduğu gibi Sri Lanka'da da bolca dilenci mevcut...

bir üst geçit...

Colombo'yu geçip Mount Lavinia'ya doğru harekete devam ediyoruz... şöförün arkadaşı kırık dökük İngilizcesi ile Türkiye hakkında sorular soruyor... aldığı yarım cevaplar karşısında sıkılınca şöföre dönüp "çattık" edasıyla şikayetlenmeye başlıyor... yüksek sesle ve kavga edermiş gibi konuşuyor genelde Sri Lankalılar... ben bunu bir yerden daha hatırlıyorum diyorum içimden, Madagaskar anılarım geliyor aklıma ama burası Madagaskar'a göre çok daha gelişmiş ve sivil haklarınızı koruyabileceğiniz bir yer... bunu düşünüp rahat bir nefes alıyorum... Mount Lavinia'ya ulaşmak üzereyiz ve içimden yeni bir macera daha başlıyor diye haykırıyorum... şarkı söylemek geçiyor içimden ama tuktukta kendini duymak bile mümkün değil motorun gürültüsünden... otele ulaştığımızda anlaştığımız paranın yarısını verip rahat bir taksi tutmaya karar veriyoruz Nazo ile... her zamanki gibi Nazo'ya dönüp "gerçekten Sri Lanka'dayız" diyorum... bu birlikte yaptığımız seyahatlerin sloganı haline geliyor...

Fly Over Head nasıl bir İngilizce ve ne anlama geliyor bilen var mı?

tureng.com'da aramayın, hata veriyor alet:)))

İki buçuk saatlik yolculuktan sonra otele varıyoruz... otel gelişme sürecinde, havuz yapılıyor önüne... otel çalışanları inanılmaz güler yüzlü ve keyifliler... hava çok sıcak ve üzerimizi değişmemiz gerekli... eşyalarımızı koyup bizi farklı kaynaklara göre 6 ila 15 kilometre arasında değişen kuzeydeki Colombo'ya götürecek bir taksi bulmamız gerekiyor... Colombo'da maceralar bizi ve doğal olarak sizi bekliyor... çok yakında...

otel odası ferah ve okyanusa bakıyor...

kahvaltı dahil otelin geceliği 27 dolar...

ama kahvaltı anlayışlarının bizimkinden çok farklı olduğunu ertesi sabah öğreniyoruz..

takip etmeye devam ederseniz birlikte kahvaltı da ederiz...

AddThis Social Bookmark Button

joomla statistics