gezimanya.com

Çok yakında gezimanya.com sitesinde de yazılarımı okuyabilirsiniz.

Yeryüzüne avare avare dolaşmaya geldik,
sana bundan farklı bir şey söyleyen olursa aldırma!
KURT VONNEGUT

tak tak... kim o?

Şu anda 43 konuk çevrimiçi

cidden hala üye değil misin?

Aktivasyon mesajı beklemeyiniz, Godot gelmeyecek:) Üyeliğiniz admin tarafından otomatik olarak onaylanacaktır.



Belo Sur Tsiribihina Kasabası

Yazdır PDF

Global Hareketlenme - Madagaskar

Ebru'nun seyir defteri: 17 Nisan
Belo kasabasında keşif

Onca sakin nehir gününden ve dün gece oteldeki harika yemek ve güzel bir uykudan sonra taptaze bir güne uyanıyorum... kahvaltıda harika bir omlet ve ananas suyu var... üç gündür sabahları muz ve nutella yemekten daral geldiği için omletimi neredeyse bir lokmada yiyorum... çok mutluyum... bu sabah Belo kasabasının pazarını keşfedip sonra Tsingy Bemahara Ulusal Parkı'na doğru yola çıkacağız... Laza yolun kurumadığını ve bazı yerlerde ormanı aşarak gideceğimiz yere ulaşacağımızı söylüyor... 100 kilometrelik yol için yaklaşık 8 saat gideceğiz... tam bir yol macerası bizi bekliyor olacak... ama yeni bir maceraya atılmadan önce medeniyet diyarı Belo'nun pazarında biraz dolaşmak istiyorum... otelden çıkar çıkmaz pazar yeri başlıyor zaten... gelin pazarı ve pazarda olanları birlikte görelim...

Gördüğünüz mavi kapılı bakkaldan sigara ve kola almak istiyorum ve içeri girip yine beden dilinin yardımıyla "good look and coke" diyorum... bakkal bey biraz endişeleniyor önce, o endişeli bakarken tekrar işaret parmağımla sigaraları işaret edip good look diyorum... kendimi geri zekalı gibi hissetmeye başlamadan önce adam beni neredeyse dükkanından kovuyor... bir şey anlamıyorum ve Elise'ye başvuruyorum hemen... "Elise, bakkal amca beni kovduuuuuu" o da hemen olaya el koyuyor, meğer bakkalda sadece good look mentollü sigara varmış, adam bana bunu anlatamayacağını düşünüp benden kurtulmaya karar vermiş... değişik bir ekonomi anlayışı...

evine tavuk götüren yerel kıyafeti lamba içinde bir Vezo üyesi...

tavuğuyla gurur duyuyor...

tavuklu amca olur da tavuklu teyze olmaz mı?

sabahın yedisi olmasına rağmen güneş tepemizde...

Vezo kadınları güneşten korunmak için yüzlerine maske yapıyorlar...

geceden kalma maskesi ile bir Vezo kadını...

maskeler hem ciltlerini güneşten koruyor hem de sağlıklı ve pürüzsüz kalmasını sağlıyor...

şimdi de pazarda neler satılıyor ona bakalım...

tipik bir bakkaliye...

her çeşit taze meyveyi bulabilirsiniz... ama satın alabilir misiniz bilmem, zira dil ciddi bir sorun buralarda...

açık antibiyotikler... şırıngası da hazır... sağlık sistemi problemli bu küçük kasabalarda...

kuru böcek, baharat ve yemeklerde tatlandırıcı olarak kullanılıyor...

her türlü hasır işlemesini bulmak mümkün...

satılan her şey birbirinden ilginç, Allah'tan henüz alışveriş afyonum patlamadı ve gördüğüm her malı satın almak istemiyorum...

pazar sabahın erken saatleri olmasına rağmen kalabalık...

pazarlık yapan teyzeler...

ikinci el kıyafet dükkanı...

sabah sabah gençler de hareketli...

pazarın sonu küçük Belo Sur Kasabası'nın iki kilisesinden birine çıkıyor...

şimdi de biraz Belo'nun içinde dolaşalım, sonra yola çıkacağız...

kaldığımız otel... tuvalet kapısı olmayan ve bidonlardan dökme suyla yıkandığımız ama yemekleri harika bir otel bu...

Belo'nun bir diskosu bile var ama biz gitmeye pek de istekli değildik dün gece...

Belo Loterana Koleji öğrencileri... üniformalarının rengine bayıldım her ne kadar üniforma fikrine sıcak bakmasam da...

kolej binası...

kasabanın dışına doğru ikinci kilise çıkıyor karşınıza...

Belo'da yaşayan Vezo kabilesinin evlerinden tipik bir örnek...

bir sağlık ocağı ama kapalı... burada doğal seleksiyon kuralı işe yarıyor... sağlıklı ırk ayakta kalıyor...

Belo sokakları...

doğal ve rahatlatıcı Belo...

Queen's Bar...

barın önünde muhabbet eden Vezo kabilesi erkeklerini de kameramın içine hapsediyorum...

Tom ve Jerry:)

bu Tom...

bu da karizmatik Jerry:)

bu Vezo genci bir çeşit pişi olan kızartılmış hamur yiyor...

muhteşem bir görüntü değil mi?

gençlerin acelesi var gibi...

Bu arada biz de otele dönüp, jipin hazırlıklarının bitmesini bekliyoruz... yol çok engebeli olduğundan Laza sadece iki günlük bir çanta hazırlamamızı ve geri kalan bavulları otelde bırakacağımızı söylüyor... saat sekiz ama güneş gerçekten yakıyor, o sebeple zaten yanmış ellerimi güneşe daha fazla maruz bırakmamak için otele girmeye karar veriyorum... herkes sakin ve keyifli bir ruh helinde gibi görünüyor... fırsattan istifade yakın portrelerini çekmek istiyorum...

yerel rehberimiz Laza...

Tom'un tek ciddi fotoğrafı... (the only serious photo of Tom...)

şimdi ne demek istediğimi anlamış olmalısınız...

(now you got what i mean:)

Elise Emery...

Daniella yeni keşfedeceği yerlerle ilgili bilgileniyor... (getting informed about new adventures...)

Didi kağıt oynuyor kendi kendine...

nezarethanede oynanan oyunun 51 olduğunu anladığım an...

ekibin yeni üyeleriyle...

ve becerikli şöförümüz artık yola koyulma vaktinin geldiğini söylüyor...

yeni bir maceraya yelken açıyoruz...

AddThis Social Bookmark Button

joomla statistics