gezimanya.com

Çok yakında gezimanya.com sitesinde de yazılarımı okuyabilirsiniz.

Yeryüzüne avare avare dolaşmaya geldik,
sana bundan farklı bir şey söyleyen olursa aldırma!
KURT VONNEGUT

tak tak... kim o?

Şu anda 47 konuk çevrimiçi

cidden hala üye değil misin?

Aktivasyon mesajı beklemeyiniz, Godot gelmeyecek:) Üyeliğiniz admin tarafından otomatik olarak onaylanacaktır.



Lemur Mıncıklamanın Dayanılmaz Hafifliği

Yazdır PDF

Global Hareketlenme - Madagaskar

Ebru'nun seyir defteri: 12 Nisan 2012
Lemur Dostlarımla Parkta...

Bir önceki bölümde de belirttiğim gibi, Antananarivo yazımın bütünlüğünü bozmak istemediğim için lemur parkı ayrıca bir sayfada anlatmak ihtiyacı duydum... Madagaskar'a gideceğimi arkadaşlarıma ilk söylediğimde İlker "dostum lemur mıncıklayacak" demişti... Madagaskar'a gelmemin iki ana sebebinden biri lemurlar... diğeri de baobab ağaçları... öyle mıncık mıncık mıncıklayamadım ama gene de ipeksi ellerine dokundum, kuyruklarını sıkıştırdım ve pembik dillerini görecek kadar yakından, elimden kibar kibar meyve yemelerini izledim... lemurlar muhteşem yaratıklar... nevi şahsına münhasır kişilikler...

Lemur, bizdeki söylenişiyle makigiller familyası, makimsilerin en çok tanınan maymun ailesinden ve tüm makimsiler gibi sadece Madagaskar'da bulunuyorlar... nemli burunlu maymunlar diye de biliniyorlar, bu gerçekten doğru, burunları nemli nemli... benim kedi mutlu olunca burnu ıslanıyor hemen, bu lemurlar hep mutlu... kafalar hep iyi... i like to move it move it yani:)

Hafiften ansiklopedik bilgi vereceğim bu bölümde, lemurlarla kendi deneyimlerimi anlatmaya başlamadan önce... tür tür lemur var efendim... uzunlukları 24 ile 57 cm arasında, kuyruk hariç... o kuyruklar uzadıkça uzuyor sanki... 65 cm'ye kadar kuyruğu olan lemur çeşitleri var... postları yumuşacık cidden, zayıf ve ince bacaklılar... arka bacakları ön bacaklarından uzun tüm lemur cinslerinin... ikinci ayak parmakları, temizlik parmağı olduğu için tırnaksız olarak evrimleşmiş... diğer parmakların hepsinde tırnak var ağaçlara tutunmak için...

Lemur parkta sekiz çeşit lemura rastlayabiliyorsunuz... gündüz yaşayıp gece uyuyan ya da gündüz uyuyup gece yaşayan nokturnal cinsi lemurlar var... nokturnal türler sadece elim büyüklüğünde... bir fareden ya da gine domuzundan ayırabilmek için gözlerini görebilmeniz gerekiyor... gözler pörtlek pörtlek... evet bu pörtlek lafı çok ansiklopedik oldu farkındayım... anacım bu hayvanların bakışlarını tanımlayacak tek sözcük pörtlek... ne yapayım... boş veriyorum ansiklopedi bilgisini, isteyenler için bakınız google amcam...

Lemur park Tana'ya 25 kilometre uzakta... taksi ile gitmek istemeyenler için sabah 9 ve öğleden sonra 2'de Glacier Otel'in önünden servis kalkıyor... giriş ücreti 15.000 Ar... değil 5 Avro 1500 Avro isteseler gideceğim... o kadar merak ediyorum ki lemurları... hele favorim olan bipedalları... bunlar "geliyorummmmm çekilinnnnnn" şeklinde arka ayaklarının üzerinde zıplayarak yürüyen arkadaşlar...  her daim tey tey tey halayı çekerek yürüyorlar... bu cins dışındaki tüm lemur cinsleri dört ayaklarının üzerinde hareket ediyorlar... bu bipedal bildiğiniz anarşik... düzen karşıtı... sisteme karşı çıkıyor...

oppaaaaaaaaa haydeeeeee ha uşak ha...

Park yolu parkın kendisi kadar güzel... yolda Antsirabe yolunda da göreceğim turuncu kutu evler var... devasa pirinç tarlalarının ve irili ufaklı bir çok köyün içinden geçip lemur parka varıyoruz... Jackie çok eski model telefonuna - Nokia 8810- osilatör takmış, osilatörün ucunda kocaman bir jak girişi ve kulağında o jak girişine takılı stüdyo tipi kulaklıklarıyla şarkı dinliyor, kendinden geçmiş durumda ve görüntüsü muhteşem... yokluk insanı yaratıcı kılıyor, bir kez daha anlıyorum... eski telefonuna osilatör takıp onu radyolu hale getirmek ciddi bir zekanın işi bence o yoklukta... bu ne diyorum, benim icadım diyor... Jackie'yi sevmek için bir neden daha, zaten İngilizce biliyor olması ayrı bir saygı nedeni...

yol üzerindeki köylerden biri...

köy ahalisi...

ne güzel bir çocuk...

başka bir köy daha geçiyoruz... o kadar farklı ki atmosfer başım dönüyor keyiften...

Tana'nın bu kadar yeşil olabileceğini düşünmezdim şehrin içine bakınca...

başka bir köy daha ve köyün kilisesi...

veeeeee nihayet lemur parka ulaşıyoruz... kalbim gümgüm... lemur mıncıklayacağımmmm...

girişe yaklaşırken bunun gerçek olup olmadığından emin değilim... sadece Madagaskar'da yaşayan bir maymun türü göreceğim...

Orjinal plana göre beni lemur parkta Dimby gezdirecekti, fakat Air Madagaskar'da host olan arkadaşım aniden değişen uçuşu sebebiyle parka gelemeyeceğini söyledi... park rehberi olan Becel'i bulmam gerektiğini ve onun geleceğimden haberi olduğunu ekledi... ben gelmeden herşeyi ayarlamış sağ olsun... thanks for introducing me to Becel, Dimby...  Miasotra... burası parkın restoran ve hediyelik eşya dükkanı bulunan girişinden sonraki ilk bölümü... park gerçekten çok büyük değil, her yerini detaylı olarak gezmek maksimum bir saatinizi alır... ben turist sezonunda gelmediğim ve rehberden torpilli olduğum için istediğim kadar vakit geçirip lemurlara dilediğim kadar yakın olabildim... hatta beslenme saatlerinde elimden taze meyveler yedirdim nazikcik lemur efendilere...

Lemur park bir devlet işletmesi değil... Fransız bir aileye ait ve üç rehber ve lemur bakıcıları ile çalışıyor... bu araziyi ilk aldıklarında gayet çorak ve boş olan alanı cennete çevirmeyi başarmışlar on sene içerisinde... hatta nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan baobab ağaçlarını üretmek için kolları sıvamış sahipleri... bu baobab ağaçlarıyla ilk temasım... heyecanlanıyorum ama lemur görecek olmak daha heyecan verici geliyor... baobabları Morondava gezime saklıyorum...

bu da 15lik genç baobab...

Sazlıklar, baobab ağaçları, minyatür baobablar derken iyice sabırsızlanıyorum... nerede bu lemurlar... neden hala göremiyorum... veeeeee sadece belgesellerden izleyip, birini ilk kez Phuket adasında hayvanat bahçesinde gördüğüm lemurlardan en sevdiğim olan bipedalı görüyorum ilk kez... kendi ortamında canlı canlı gördüğüm ilk lemur benim favorim olan bipedal... şansa bak... önümdeki merdivenlerde neşeli neşeli hoplayıp zıplıyor...

zıppppp

hoooop

güüüüüüm

Çok şeker, delicesine bir mutluluk sarıyor içimi, koştura koştura o tarafa doğru gitmek istiyorum ama Becel durduruyor... bu aralar fazla turist gelmediği için yavaş ve temkinli davranmalıymışım... çaresiz kabul ediyorum... sakin olmalıyım ama olamıyorum bir türlü... Becel ile yürümeye devam ediyoruz, artık bir grup lemurun yaşam alanına çok yakın olduğumu biliyorum... bundan sonrasını fotoğraflara bırakıyorum...

"hava bozuyo mu ne?"

"romatizman mı azdı gene bakem?"

"ne yağmuru yaaav, Yaşar abi sen mangalı yelle ben geliyom..."

"biri mangal mı dedi?"

"Feyzullah turistler gelipduru, boşve mangalı falan şindi..."

"ya bu mangalı yelleme işi niden hep bana galıpduru?"

"napcanız len mangalı, daze meyve gettim ben, virin turistlere de yisinle..."

"amanın mangal kokupduru..."

"hatun Feyzullah abiler mangal yapıyollamış, gene bizi çağırıvemediler görüyon mu?"

"Cevahir ne içlenipdurun, biz veceteryanız et yimiyiz ki..."

"heee, doğru didin Meliham, biri meyve mi dedi? bak görüyon mu Muharrem meyve getmiş de bize demiyo... bunna iyice unuduvediler bizi"

"gidin de gendi meyvenizi gendiniz alıven len, az yiyiven de gendinize uşak tutun"

"bıktım dırdırınızdan len, gavede okeye dördüncü arıyollamış, gidiyom ben... hasbinallah..."

"bekle Hüsmen abey, biz de geliyoz, iki tavla da biz atıverem..."

"Feyzullah, Yaşar abey, Meliha gelin bi, turist bedava yemek veripduruuuuu..."

sonrasında tüm familyayı besliyorum efenim... hepsi peşimde bu noktadan sonra...

"len Feyzullah ben aşık oluyom galibaaa"

"nolur ki ben bunlan evleniverem işte, zengine de benziyipduru, hayatım gurtuluveri..."

"len bi boş hayallere kapılıp gitme, ben varken burda seni mi beyencek, töbee töbeee"

"yabancı gelin almam ben saa, bakkalın gızı Rukiye vaken gül gibi..."

"siz gonuşadurun hatun benim yanıma geldi, maşşallaa maşşallaaa etli butlu bu, pek datlı...naber gözelim?"

"sen ööle san, bak guyruumu elleyipduru, ben evlencem bunla"

"yemeyin birbirinizi, hepimize mavi boncuk dağıtıpduru bu hatun...boşuna heveslenmen..."

Muhabbet böyle devam ederken, ben lemurları kendi hallerine bırakıp parkın diğer kısımlarına göz atmaya karar veriyorum... parkta büyük kara kaplumbağaları ve bukalemunlar da var... Becel beni parkın öteki tarafında bulunan lemurlarla da tanıştırmak istiyor... daha fazla lemur mu? Allah derim...

kocaman kara kaplumbağaları...

irili ufaklı aile bireyleri...

farklı iki ırk burada birlikte huzur içinde yaşıyor... örnek olsun çoğumuza...

benim payıma da bu büyükbaba düşüyor...

Bukalemunlar garip hayvanlar, gözleri fıldır fıldır deyimi bu hayvanların bakışlarından çıkmış... arkası size tamamen dönük bir bukalemun fırıl fırıl ve her ikisi de farklı yöne bakabilen gözleriyle hem size hem de diğer yandaki zebuya bakabilir aynı anda... ağızları sarı ve garip bir sıvı salgılıyorlar... dişleri çok keskin ve çeneleri güçlü, gene tecrübeyle sabit bu diş mevzusu... zira önce bu, sonra da Miandrivazo yolunda elime almaya çalıştığım iki bukalemunun ısırığına maruz kaldım... sağ elimin baş parmağında artık bir bukalemunun diş izi var... gurur duyuyorum bu izle... vücudumdaki  hayvan ısırığı koleksiyonumun en nadide parçası zira...

 

 

Gördüğünüz gibi iki parmaklılar ve gerçekten hemen renk değiştiriyorlar bulundukları alana göre, farkettiyseniz tenimin ve üzerimdeki şalın rengini almaya başlamış bile bu ufaklık... önce şalımla yakalamaya çalıştım çünkü... harika yaratıklar... sürüngenlere ayrı bir ilgim var zaten ama bukalemunlar en baş sırayı alıyorlar...

park görevlileri ve hasır şapkalının hemen yanındaki Becel... Thank you for everything Becel, you helped me a lot in lemur park...

Lemur park mutlaka görülmesi gereken bir yer... doğada da lemur görebiliyorsunuz ama buradakiler hem insana alışkınlar hem de çok yakından görme fırsatı elde ediyorsunuz... mutlaka ama mutlaka tavsiye ediyorum... üstelik harika bir restoranı var ve park aşçısının inanılmaz lezzetli zebu brochettesini yani zebu şişini yemelisiniz... yanında Malagazi ekmeği istemeyi unutmayın...

AddThis Social Bookmark Button

joomla statistics