gezimanya.com

Çok yakında gezimanya.com sitesinde de yazılarımı okuyabilirsiniz.

Yeryüzüne avare avare dolaşmaya geldik,
sana bundan farklı bir şey söyleyen olursa aldırma!
KURT VONNEGUT

tak tak... kim o?

Şu anda 44 konuk çevrimiçi

cidden hala üye değil misin?

Aktivasyon mesajı beklemeyiniz, Godot gelmeyecek:) Üyeliğiniz admin tarafından otomatik olarak onaylanacaktır.



Tana'da günün devamı: Çocuklar

Yazdır PDF

Global Hareketlenme - Madagaskar

Ebru'nun seyir defteri:
Tana'da çocuklar

Tana'da çocuklar büyüklerden daha çalışkan... hem iş anlamında hem de okul anlamında... çocuklarla aram harika değildir, onlara karşı nasıl davranacağımı bilemem genellikle... "o taş neden orada duruyor?" ya da "ben nasıl oldum?" gibi sorulara cevap vermek konusunda spontan ve yaratıcı değilim zira, hatta bazen bana böyle sorular soracaklar ve ben şap gibi kalacağım karşılarında diye uzak ve mesafeli davranırım çocuklara genellikle... ama Madagaskar'da böyle bir sorunum yoktu, zaten aynı dili konuşmadığımız için, daha baştan bu tarz bir iletişimsizliği ekarte etmiş oluyorduk... yani çocuklarla iletişim problemimin olması, Malagazili çocuklarla iletişimimin yüksek olmasını sağladı... dünya işte garip bir yer... handikap sandığın şey, başka bir durumda kurtarıcın oluyor... biz de her seferinde beden diliyle ve gözlerimizle anlaştık... full enerji deneyimi yani benim için...

Bu yakışıklının adı Tokinaina... kısaca Toki diyebileceğim bu şeker delikanlının elindeki kutuya dikkat etmenizi istiyorum... bu bir konsantre süt kutusu... Malagazili insanlar genelde konsantre süt kullanıyorlar, yoğurtla süt arası bir şey... böyle deyince, maddenin üç halini sorduğumuz sınavda bir öğrencimin verdiği cevap geldi aklıma: katı, sıvı, yoğurt:) evet, çocuğun elindeki süt kutusuna dikkat demiştim... Toki'nin elinde eğlence için kullanılan bu kutu, başka bir çocuğun elinde dilendiği paraları biriktirmek için kullanılıyor... yaşam işte, garip bir olgu demiş miydik?

işte aynı süt kutusu...

oysa süt çocukların gelişimi içindir dilenmeleri için değil...

Şimdi UNICEF'in bazı istatistiklerine dikkat çekmek istiyorum Madagaskar'da çocuklar konusunda... 15-24 yaş arası okuma yazma oranı erkeklerde %66, kadınlarda %64... okul öncesi eğitime katılma oranı erkeklerde ve kız çocuklarında %10... Malagazili erkek çocukların %29'u ve kız çocuklarının %27'si okula gitmeden çalışıyorlar... ilköğretim zorunlu değil... çocuklardan %56.23'ü beş yaşına gelmeden ölüyor... fakir halkın çocuklarının yalnızca %48'i ilkokula devam edebiliyor... tarlalarda çalıştırılıyor geneli... ya da dilencilik yapıyorlar... kadınların %40'ı 19 yaşından önce doğum yapıyor... yani kendi daha çocukken çocuk yetiştirmeleri mümkün olmuyor pek... istatistikler iç açıcı değil ama çocuk çocuktur işte, çoğunun gözlerinin en içi gülüyor... etraflarındaki sert dünyaya aldırmadan... onlara bir süt kutusu yetiyor işte...

sırtında çocuk taşıyan çocuklar görmek an meselesi Tana'da...

daha önce de belirttiğim gibi beş taş ve SOS oynayarak zaman geçiriyorlar okula gitmiyorlarsa...

ama okullular da var...

bu öğrenci grubu, yolun kenarından öğretmenleriyle birlikte yürüyorlar... sanırım bir okul gezisi...

çocuklar geziye giderken yanlarından zebular ve çalışan başka bir sürü insan geçiyor...

ama onların umutları var...

ve başka okul çocukları...

bu sarı bina bir Katolik ilkokulu.. ben gittiğim gün paskalya olduğu için tatildiler...

farklı okulların farklı üniformaları var anladığım kadarıyla, mor, yeşil, beyaz ve çivit mavi üniformalar gördüm bolca...

fakir bölgelerdeki çocukların durumu daha zor...

 

genelde okula gidemiyorlar ve zamanlarını kaldırımlarda oynayarak geçiriyorlar...

 

kız çocuğu her yerde kız çocuğu.. elinde simli yapıştırmalarıyla duvarlarını süsleyecek belki...

zengin bölgelerdeki çocukların durumları hemen kendini belli ediyor...

daha kendilerine güvenli ve daha gürültücüler...

bir de çalışan çocuklar var Tana'da... aileleriyle ve kendi başlarına...

evine su taşımak istemeyen bir delikanlı ile karşı karşıyayız... Tana'lı bazı aileler aylık yaklaşık 1 Avro ödeyip sularını tepelerdeki çeşmelerden alıyorlar fakat suyun rengi bu çeşmelerde de kahverengi akıyor... su hijyeni diye bir şey pek olası değil Tana'da....

açık bir tamirhanede çalışan çocuklar...

çalışırken uyuyakalanlara da rastladım...

Tana'nın tepelerinde derme çatma evlerde oturan çocuklar...

bu fotoğraf özellikle sevdiğim bir fotoğraf... pirinç tarlasını yani geleceğini izleyen çocuk...

bu ufaklık da annesi ile birlikte açık bir manav çalıştırıyor... daha doğrusu eşlikçi diyelim...

gün batımında ailelerine yardım eden çocuklar... akşam yemeği zamanı...

Otelime geri dönüp sıcağa daha rahat dayanabileceğim şeyler giydikten sonra, lemur parktan tanıdığım arkadaşım Becel ile gezmeye çıktık... bu ufaklıklar Becel'in komşuları... o an kucağımda oturan küçük Rimby... beni reddeden tek ve en küçük erkek olma niteliğini taşıyor... bir süre sonra babasının "ablaya öpücük ver oğlum" demesi üzerine önce dudaklarını uzatıp, sonra ne yapıyorum ben tanrım edasıyla yüzünü buruşturarak geri çeviren Rimby...

 

 

şunun şirinliğine bakın... çok can yakacak büyüyünce...

Rimby'nin babası... inanması zor ama öyle...

 

Bu çocukların aileleri sokakta kart oyunları oynuyorlardı... kırmızı tişörtlü olan ben fotoğraf çekerken bana sigara işareti yaptı... sigara istiyor yani yaşına bakmadan... ben de uluslararası azarlama işareti olan işaret parmağımı salladım kendisine... sonra yanlarına inip biraz sohbet etmek istedim ama maalesef sohbetim "vazaaaaa, soaaaaa"dan ileri gidemedi her zamanki gibi...

 

 

 

 

 

 

bu da o yaşına rağmen kafasında kocaman bir sepet taşıyan güzel gözlü kız çocuğu...

fotoğrafını çekmek istediğimde bana hemen poz verdi... cilveli cilveli...

ne de olsa kız çocuğu, alımımızdan ödün vermeyiz efendim...

 

sonuç olarak Tana'daki çocukların durumu pek iç açıcı gelmedi bana...

oysa hep gülmeliler bu yaramaz gibi...

AddThis Social Bookmark Button

joomla statistics