gezimanya.com

Çok yakında gezimanya.com sitesinde de yazılarımı okuyabilirsiniz.

Yeryüzüne avare avare dolaşmaya geldik,
sana bundan farklı bir şey söyleyen olursa aldırma!
KURT VONNEGUT

tak tak... kim o?

Şu anda 26 konuk çevrimiçi

cidden hala üye değil misin?

Aktivasyon mesajı beklemeyiniz, Godot gelmeyecek:) Üyeliğiniz admin tarafından otomatik olarak onaylanacaktır.



NEMRUT DAĞI- ADIYAMAN

Yazdır PDF

Misak-ı Milli Sınırları - Güneydoğu Anadolu

YER: NEMRUT DAĞI- ADIYAMAN

TARİH: 02.09.2011

Nemrut Dağı'na çıkmak da orada bulunmak da ayrı bir mucize... çıkarken ayağını bastığın tarihin ihtişamı ve çeşitliliği, oradayken kuşlara özgü bir özgürlüğün damarlarında dolaşması ve az sonra uçacakmış gibi hissetmek insanda "midede kurulmuş at çiftliği" etkisi yaşatıyor... içinizdeki atlar şahlanıyor, kartallar kanatlanıyor ve aşırı doz özgürlük ve mutluluktan patlıyorsunuz... en azından Nemrut'a çıkarken ve orada güneşin batışına karşı şükrederek otururken benim hissettiklerim bu yöndeydi...

Adıyaman ili Kahta ilçesinin 55 kilometre doğusunda Güneydoğu Toros sıradağları üzerinde bulunan Nemrut Dağı, Fırat nehri geçitlerine ve ovalarına hakim bir tepede Kommagene Krallığının merkezi olmuş milattan önce 62 yılından beri... görkemini ve sağlamlığını bölgede yaşayan çeşitli halkların birleşmesinden sağlayan Kommagene Krallığı, dünya üzerinde farklı ırkların birlikte barış içinde rahatça yaşayabileceklerine dair güzel bir örnek olmuştur... halkların kardeşliği diyebiliriz kısaca Nemrut Dağı tarihinin başlangıcına....

Adıyaman'dan başlayan heyecan verici dolmuş seferimiz bizi tarihin bol öykülü noktalarına götürürken zirve hayalleri kurmak çok keyifliydi... Kahta yoluna girdiğimizde Nemrut Dağı'nın zirvesini uzaktan görmek bedenimi alt üst eden bir adrenalin dalgasına sebep oldu doğrusu... heyecandan ellerim terliyor ve başım dönüyordu... kendimi dolmuşun penceresinden rüzgarın sağaltıcı ellerine teslim ettim... bu arada suskun 05 uzay gemisi dolmuşunun şöförü bize Nemrut'un ve Kahtalı Mıçı'nın hikayesini anlatmaya koyuldu yine Kahtalı Mıçı türküleri eşliğinde... kendimi Uzay Yolu serüveninde günlük yazan bir kaptan gibi hissettim ya da aslında muavin diyelim:)

Yunanca "Genler Topluluğu" anlamına gelen Kommagene, Yunan ve Pers uygarlıklarının inanç, kültür ve geleneklerinin daha güçlü bir krallık kurmak ve ırkların bir arada yaşayabildiğini göstermek adına bütünleştiği bir krallık olmuş... kuruluşu ve kuran kişiler açısından da enteresan bir krallık Kommagene... Pers krallarından "Krallar Kralı" olarak anılan Darius ve Makedonya Hükümdarı Büyük İskender ile akraba olan bir prensin oğlu Mithradates Kallinikos tarafından milattan önce 109 yılında bağımsız bir krallık olarak kurulmuş... kültürler arası birliği sağlamak konusunda çok başarılı olan Kallinikos, tanrılarla olan bağını kuvvetlendirmek ve Kommageneliler'i barış içinde yaşatmak adına ülkesinin çeşitli yerlerine tapınaklar yaptırmış... bizim yolumuz da sırasıyla bu tapınaklardan ve köprülerden nasibini aldı... önce Karakuş Tümülüsüne, sonrasında Cendere Köprüsüne ve artık tehlike arz ettiği için ziyaret edilmesi yasaklanmış olan Gerger Kalesine ve en son Nemrut Dağı Milli Parkı'nın sadece iki tekerleğe izin veren arka keçi yolundan Nemrut dağının zirvesine ulaştık...

Bizim zamanımızda artık mezar satın almak bile iş haline gelmişken, antik çağlarda insanlar annelerine tümülüsler diktiriyorlarmış... insanlık olarak epey bir yol almışız demek ki! milli parkın güneybatısında Adıyaman- Kahta girişinde bulunan ve Kommagene Kralı II. Mithradates tarafından yaptırılmış anıt mezar, girişteki sütunun üstünde tüm ihtişamıyla zamana meydan okuyarak duran kartaldan dolayı adını Karakuş Tümülüsü olarak almış... kral tepenin her yanına dörder sütun yerleştirmiş ama doğuda iki ve batıda ve güneyde birer sütun günümüze kadar ayakta kalmış... doğu sütun üstünde aslan ve kartal kalıntıları, batıdaki sütunun üstünde halkların barışını anlatan tokalaşma steli ve aslan heykel parçası kalmış sadece...  bu kalıntılar bile o dönemin gücünü göstermek konusunda oldukça yeterliler... hele de tam karşıda, uzaklarda Nemrut dağının zirvesine gözcülük ederlerken...

Antik çağlarda kadına verilen önemi Kommagene Krallığında da rahatlıkla görebilirsiniz... krallığın soylu kadınlarının gömülü olduğu bu tümülüs bize bunun açık bir örneğini sunuyor... tümülüsün diğer adı "Kadınlar Mezarı" ve Nemrut'a bakan bir tepeye hiç unutulmamak üzere yerleştirilmiş... dediğim gibi insanlık adına çılgın bir yol kat etmişiz!!!

sütunlar arasından Nemrut zirvesi...

 

ve zirve özleminde ihtişamlı ve buruk aslan heykeli...

 

 

tümülüsten manzara... insan buradan ayrılmak ister mi hiç?

Tümülüsten sonraki durağımız Roma İmparatoru Septimus Severus ile karısı ve oğulları onuruna milattan sonra 200 yılının başlarında yaptırılmış Cendere Köprüsü'ydü... köprü artık araç trafiğine açık değil, dolmuşlar sizi köprünün başında bırakıyor ve tarih ve doğa güzelliğinin esirgenmeden birleştiği bir köprüden kraliçeler gibi geçiyorsunuz... bu arada dolmuşlar yeni köprüyü aşmış ve sizi köprü bitiminde bekliyor oluyorlar... Adıyaman'dan Nemrut zirvesine dolmuş kiralamak yaklaşık 200 liraya mal oluyor...

İlk yapıldığında dört adet korint sütunla desteklenmiş köprüde sadece üç tane sütun kalmış... Septimius Severus ve karısı için diklimiş olanlar Kahta tarafında hala ayakta... diğer iki sütun ise oğulları Geta ve Caracalla'ya aitmiş... fakat bu sütunlardan biri tekerrürden ibaret olan bir kardeş kavgasına sahne olunca, Caracalla Geta'yı öldürtüp ona ait olan sütunu da yıktırmış... bu ne kıskançlıktır anlamadım... sütun yıktıran cinsinden...

köprünün üstünden seyri alem vadi ve Cendere kardeşler...

bu da yeni köprü... ihtişama bak... karayollarını bunun için ayrıca tebrik ediyorum!

Bu muhteşem köprüyü aştıktan sonra öylesine güzel bir yoldan Nemrut'a çıkılıyor ki her dönemeçte kalbiniz ağzınıza geliyor... tabi kalbin ağızda atmasının ikinci nedeni de yolun sarp, kayalık ve inanılmaz dar olması... zaman zaman dönüşlerde arka tekeri havada kalan dolmuş epey heyecanlı anlar yaşatıyor buradan geçenlere... gün batımını izlemek isteyenler Fırat ve Güneydoğu Toros dağlarının manzarasını izleye izleye eski yoldan tırmanıp, yeni yoldan Adıyaman'a dönüyorlar... gün doğumunu izlemek isteyenlerse tam tersini yapıyorlarmış şöförümüzden aldığımız bilgilere göre... biz güneşi batırmaya doğru yola çıktık zirveye... yoldan görüntülerle başbaşa bırakayım sizi...

 

 

 

 

yol üzerinde ziyaret edebileceğiniz su tünelleri...

İyiden iyiye artan heyecanım artık zirveye ne kadar yakın olduğumun habercisiydi... en tepeye varmadan sadece oturup seyrettim bu nefis güzelliği... gerçek anlamda nefesim kesiliyor ve tüylerim diken diken oluyordu bu muazzam sakinlik ve ihtişam karşısında... beni etkileyen kurulmuş krallıklar değildi artık... yaratılmış evrenin güzelliği karşısında suskun ve boğazım düğümlenmiş halde bakıyordum sadece... böylesine devasa bir güzelliği ruhuma sığdıramıyordum doğanın güzelliklerini yeterince taktir edemeyen yirmi birinci yüzyıl insanı olarak... içime fazla geliyordu bu kadarı... taş yoldan zirveye yürürken nefesimin kesilmesi sadece yokuştan değil aynı zamanda yaşadığım deneyimin derin etkilerindendi... bu etkilere dayanamayıp katıra bindim zaten... peh bahaneye bak, çok sofistike:)))

 

Katırcı Salih'e eşeğe binmek ne kadar diye edepsizce bir soru sordum... Salih bozuldu... "o bir katırdııııırrr adı da Nazlıddıııııırrrrr" dedi doğu şivesiyle...

katırlar bozuluyorlarmış eşekle karıştırılınca...

bu statü çılgınlığımızı hayvanlar üzerinden yürütmek durumu bana epey komik geldi...

katır Nazlı... kendisi kesinlikle bir eşek değildir biline...

Nemrut zirveye ister yürüyerek ister katırlarla çıkabilirsiniz... katırın ücreti 35 lira... ben yarı yoldan bindiğim için 20 lira verdim sadece... böylece hem yürümüş hem de yorulmamış oldum... dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilen Nemrut zirvesi UNESCO Dünya Kültür Mirasları arasında yer alıyor... doğu ve batı medeniyetlerinin 2150 metre yükseklikte buluşturan ve küçük çakıl taşlarının tepeleme konulması ile oluşturulmuş tümülüs, yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykellere ev sahipliği yapıyor...

Milattan önce birinci yüzyılın başlarında kurulan Kommagene krallığı, Partlar'la İskitler'in soyundan geliyor... Kral Antiochos kemiklerinin ya da küllerinin kayaya oyulmuş bir yere konulduğu ve 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs tırmanırken ilk gözünüze çarpan yapı... tümülüs girişinin kuzey yönünde burayı koruyan kartal heykelleri karşılıyor sizi... tepenin dört tarafındaki kayalar oyularak seyir terasları oluşturulmuş... güney terası kaydığı için günümüzde görülemiyor ama diğerleri sağlam... heykellerin başları tümülüse arkalarını dönmüş sanki küsmüşler kralın ölümüne... gövdeler ise 10 metre kadar yüksekte ve koltukta oturur durumda doğanın güzelliğini selamlıyorlar...

Soldan sağa doğru sanatın, güneşin ve şiirin tanrısı Apollon; büyük tanrılarla insanlar arasında aracılık yapan Mithra; güneş tanrısı Helios; rüzgar tanrısı Hermes; Kommagene'nin bereket tanrıçası Tyche-Fortuna; baş tanrı Zeus; Oromasdes, Kral Antiochos, Zeus'un oğlu Heracles ve savaş tanrısı Ares oturmakta tahtlarında... sönmüş bir inancın temsilcileri gibi...

Stephen Duayle'nin çizimiyle Nemrut'ta oturma düzeni...

 

 

 

 

 

 

 

Bu büyük heykellerin kızgınlığı ve gazap dolu bakışlarının arasından sıyrılıp ruhunuza en iyi gelecek şey güneşin doğuşunu ya da batışını izlemek... öylesine harika batıyor ki güneş burada uluslararası bir üne sahip olması çok doğal... her sene binlerce turist, dünyanın en güzel güneş batan tepesine akın ediyor... şimdi sizi güneşin batışıyla baş başa bırakacağım...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nemrut ve çevresinin güzelliğini anlamak için gerçekten bu kutsal yerlere adım atmak gerekiyor... kuş özgürlüğünde bir tatil istiyorsanız mutlaka Nemrut'a gidin...

 

AddThis Social Bookmark Button

joomla statistics