gezimanya.com

Çok yakında gezimanya.com sitesinde de yazılarımı okuyabilirsiniz.

Yeryüzüne avare avare dolaşmaya geldik,
sana bundan farklı bir şey söyleyen olursa aldırma!
KURT VONNEGUT

tak tak... kim o?

Şu anda 82 konuk çevrimiçi

cidden hala üye değil misin?

Aktivasyon mesajı beklemeyiniz, Godot gelmeyecek:) Üyeliğiniz admin tarafından otomatik olarak onaylanacaktır.



AVATAR GERÇEKMİŞ: PHUKET

Yazdır PDF

Global Hareketlenme - Tayland Adalar

Yer: Phuket Adası Patong Beach

Gün: 3

Tari 06.06.2011

Bangkok'tan sabah uçağıyla Phuket'e uçarken pasifloram ve ben çok mutluyduk... içerisi yenisinden bir çeşit minibüse benzeyen Air Asia uçaklarıyla yaklaşık bir saat elli dakika uçtuktan sonra artık uçak kullanabileceğime emindim... ne de olsa uçak korkusu tavan yapmış ben, üç günde ikinci uçağa binmiştim...

Turla değilde kendi başınıza yolculuk yapıyorsanız, Bangkok Phuket arası uçak yolculuğu 75 avro kadar tutuyormuş... iki şehir arasını trenle gezmek isteyenleri yaklaşık 12 saatlik bir yolculuk ve yolda egzotik Tay köylerinin manzaraları bekliyor... Tayland'ı trenle gezecek kadar vakti olanlar için muhteşem bir site önerebilirim... http://www.seat61.com/Thailand.htm bu sitede hem tarifeleri hem de yol güzergahlarını bulabilirsiniz...

Air Asia'nın bıyıklı uçakları...

ve pasifloranın etkisiyle çok mutlu ve sevgi böceğine dönüşmüş ben...

Phuket'e tepeden bakmak bile "böyle bir yer var mıymış?" demenize yetiyor... Avatar filminin senaryosunu yazan James Cameron'un çok yaratıcı ve dahi bir adam olduğuna dair fikrim daha uçaktayken değişti ve bu düşüncemin ne kadar yanlış olduğu Phuket'te geçirdiğim üç gün boyunca da sürekli onaylandı... Avatar gibi bir film yapabilmek için bu muhteşem adalar grubunu görmek yeterliymiş...

Phuket Bangkok'un güneyinde ve ülkenin Andaman Denizi'ne bakan kısmında bulunuyor... etrafındaki takım adalar ve merkez olan Phuket bir ada olmasına rağmen 810 kilometrekarelik yüz ölçümüyle bir adadaymışsınız hissini vermiyor insana... hatta Singapur'dan geniş bir alana sahip... başkenti Phuket city...

Biz şehre yaklaşık 15 kilometre mesafede bulunan ve Phuket adasının en canlı ve hareketli kısmı olan Patong'da kaldık... 2004'teki tsunami felaketinde ağır yara almış olmasına rağmen, Patong plajı tamamen yenilenmiş ve yeniden turistlerin beğenisine sunulmuş... tsunami felaketini anımsatan tek şey yer yer gördüğümüz "tsunami boşaltma bölgesine gider" tabelaları... biz gittiğimizde Tayland'da seçim zamanıydı ve bu sebeple bizdeki gibi çığırtkanlık yapmasalar da motosikletlerden oluşan seçim konvoylarına rasladık...

Phuket yelkencilik ve şnorkelle dalış için neredeyse Kızıldeniz kadar uygun bir yer... bir düzineyi aşan bembeyaz kumsalların yanı sıra ulusal parklar, yemyeşil korular ve çağlayanları ile göz doldurucu güzellikte bir ada... su kayağından yamaç paraşütüne kadar geniş yelpazede spor olanağı da bulabilirsiniz Phuket'te...

Kaldığımız otelden Patong ana cadde manzarası...

Phuket, Haziran ayında muson yağmurlarının başladığı sonbahar mevsimi olması sebebiyle bizi süper bir muson yağmuruyla karşıladı... insanlar için o kadar olağan bir durum ki her ne yapıyorlarsa hiç istiflerini bozmadan yapmaya devam ediyorlar... sadece anında yağmurluk benzeri koruyucular ortaya çıkıyor ve ani bastıran yoğun yağmurun bitmesiyle de bu yağmurluklar hemen yok oluyor... her musonda kendinden geçen turistlere bakmıyorlar bile, alışmış olmalılar tabi.. düşününce onlar için olağan olan bu durum benim için 34 yılda bir yaşadığım bir güzellik... muson iki şekilde yağabilirmiş buyurdu tur rehberimiz, ya başlar ve üç dört gün aralıksız yağarmış ya da başlar, çılgınca yağar ve on dakika sonra bitermiş... Allah'tan biz sadece on dakikalık yağan turist şovu şekline yakalandık...

Yağmur bittikten ve üçüncü günün ortasında acıkıp yine bir torba ananas ve tropik karpuz yedikten sonra, uygun bir tur şirketi aramaya başladık... tur rehberimiz tarafından artık kazıklanmak istemeyen Ali abi ve eşi de bize katılınca altı kişi turları çok daha uygun fiyata satın aldık... normalde turda 75 avro olan Phi Phi Don ve Phi Phi Ley adası turlarını kişi başı 1000 baht (50 tl), yine kişi başı ücreti 70 avro olan James Bond Adası turunu 1100 baht (55 tl) ve 60 avro olan Phuket Fantasea turunu da ön sıradan izlemek koşuluyla yine kişi başı 800 bahta aldık... bunlar ertesi günlerin turlarıydı... o gün için fil safarisi, yılan çiftliği ve maymun gösterisi üçlemesi için 300 baht verdik... turun bize önerdiği kişi başı fiyatları biz iki kişiyle neredeyse yarısına mal ettik...

Dediğim gibi yurt dışı turlarında etrafınıza bir bakınıp daha uygun fiyatlı turlar bulmakta fayda var... biz altı kişi olduğumuz için hem muhteşem zaman geçirdik hem de bunu normal fiyatın yarısına yapabildik... tur rehberimiz Phuket'te benden iyice nefret etti:) burada da sıkı pazarlıklar yapıldı tabi ve gene hesap makineleri havada uçuştu... bu sefer pazarlığı üç kişi yapınca daha ezici bir ağırlıkla 3800 bahtlık turu 1000 bahta satın aldık... tur satın almadan önce size önerim tam olarak kaç adaya gidileceğinden ve turda yemek olup olmadığından emin olmanız... biz bu konuda hiçbir sorun yaşamadık ama yaşayanlar varmış... pazarlığınızı iyi yapın ve nereye gideceğinizden emin olun...ayrıca kaç kişi olursanız olun yaklaşık 2500 baht civarında kendinize günlük hız teknesi kiralayabiliyorsunuz... biz bunu turları satın aldıktan sonra öğrendik... demek ki neymiş:gözü kulağı en açık olan en ucuza tura gider...

Turlarla ilgili anlaşmalarımızı yaptıktan sonra saat bir buçukta bir minibüs bizi otelimizden alıp fil safarinin yapılacağı yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki tropikal ormana götürdü... uçak tamam da Phuket'te olmanın heyecanıyla hemen atladığım bir de file bineceğim gerçeğiyle yüz yüze kaldım... hani kedi köpek gibi alışkın olduğumuz, huyunu suyunu bildiğimiz bir hayvan olmadığı için biraz endişeliydim doğrusu... aynı endişeyi sürüngenlerden hiç hoşlamayan Nazo yılan çiftliği için yaşıyordu... yolda Murat ve Çiğdem beni eğer çiftleşme dönemleri değilse fillerin kedilerden daha uysal yaratıklar olduğu konusunda bilgilendirdi sağ olsunlar... bu sefer de umarım fillerin çiftleşme dönemi değildir diye endişelenmeye başladım... bu konuda biraz daha araştırma yapıp gelmeliydim diye düşündüm kendi kendime... şükür haziran ayı çiftleşme dönemleri değilmiş...

Şeker gibi muhabbetler ve çılgın şöförümüzün bizi sallaya sallaya götürdüğü bir seyahat sonrası nihayet ormana varabildik... şöförün minibüsü kullanışı yolda bana file binecek olduğum gerçeğini unutturdu... bu arada Tayland'da motorsiklet sürücüleri bildiğiniz akrobat... nerden ne zaman yola çıkacakları belli olmuyor...

Fillerin rahatlığını ve sakinliğini görünce rahatlamıştım biraz... filin sırtına bindiğimde geride sadece mutluluk, keyif ve heyecan kalmıştı... ormanda dolaşmaya başlayan filin üstünde tam bir raja gibi hissetmeye başlamıştım ki fil sürücüsü ya da şöförü ya da her ne deniyorsa, fili durdurup elinden gizemli bir kutu çıkardı... biraz tırstım açıkçası... Phuket'in tropikal ormanlarında bir fil eğitmeni ve bir grup başka fille başbaşayken o kutudan ne çıkacağını merak ettim... kutunun üstü bir bezle kaplıydı, adam bize Phuket'in gizli hazine haritasını sunacak olabilir miydi acaba... saçma düşüncelerimden sıyrılıp adama konsantre oldum, elindeki sadece fil kolyelerinin olduğu bir hediye kutusuydu... bana doğru uzatılan kutuyu görmemle "ebru fil üstündesin, adam sürücü ve ne istrese onu ver" diye düşünmem bir oldu ve direk cüzdanımı çıkardım... pazarlık şöyle dursun "ayakkabılarını istiyorum" dese çıkarıp verecek durumdaydım... neyseki sürücü çok da astronomik olmayan bir fiyata kolyeyi bize sattı...

300 bahtlık bir bahşişten sonra, bahşiş diyorum zira o kolyeyi 50 bahta satın alabilirdim, adam beni çok sevmiş olmalı ki filden inip benim sürmemi istedi... haydaaaaa... iki uçak macerasından sonra şimdi bir de fil sürme aksiyonu bünyeme fazla geldiyse de yapabilecek bir şeyin yoktu, adam çoktan inmişti ve fil sahipsiz kalmıştı... filin başına oturdum... "ben ceyn sen tarzan" şeklinde sürmeye başladım... sonra yaşlıca olan fil başını bir kayaya yaslayıp durdu... "işte bittiğin an budur ebru" diye düşündüm... ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyordum zira... Nazo'ya baktım, onun keyfi yerindeydi, şimdi tek başına Taç Mahal'in başına geçmişti... adama bağırdım, o da kısaca "kick (tep)" dedi, neyi tepecektim, neresini tepecektim... fil kulaklarını oynatmaya başlayınca fark ettim, filin nereye gitmesini istiyorsan o yöne doğru kulaklarına hafifçe tekme atıyorsun... yol boyunca filcağızı tekmeleye tekmeleye yolun sonuna sağ salim ulaştım... filden indiğimde mutluluktan ve korkudan dizlerim titriyordu ama grupta bir kahraman olmuştum... ceyn tarzan'ı kurtarmıştı...

Raja Nazo ve kahraman Ceyn Ebru...

Fil safariden sonra sıra yılan şova gelmişti... Nazo gelip gelmemek konusunda kararsız kalsa da merakına yenilip kenardan, her an kaçabileceği bir yerden izlemeye karar verdi... ben çok heyecanlıydım, nedense küçüklüğümden beri sürüngenleri çok severim.. annem az cekmemiştir kavanozdaki solucanlarımızdan... yılan şov başladığında, "snakeman" diye tanıttıkları adam bu yılanlarla karısından daha iyi anlaştığını, karısının daha korkutucu olduğunu anlattı bize... önce bir pştonla sonra da bir grup kobra ile tanıştırıldık... kobra ortaya çıktığında Nazo çoktan kaçmıştı... yılanlarla ilgili şovun bitiminde snakeman bize kobranın zehrini bizzat hayvanın ağzından akıtarak gösterince adama iyice bir saygı duydum...

Yılanlardan sonra maymunlarla haşır neşir olma fırsatı bulduk... önce küçük bir maymun, baya bizim mahalle delikanlıları gibi elini arkasına bağlamış olarak bir tespihi eksik dedirtecek kadar erkeksi bir tavırla şovuna başladı... sonra ağır abi maymunlar geldi.. daha agresif daha büyük olanlar...çok eğlenceli bir maymun şovdan sonra bebek filleri beslemeye gittik... bu fil sürmekten de keyifli bir duyguydu... fillere bayıldım... oradaki hayvanlara çok iyi davranılıyor olması içimdeki üzüntüyü biraz azaltsa da aslında bu hayvanların kendi ortamlarında olmaları gerektiğini düşünmüyor değilim...

 

 

Mona Monkey... tipe baksanıza... Mona Lisa gibi oturmuyor mu?

Kızgın Mona...

Fil safari sonrası yine çılgın bir açık kamyonet yolculuğuyla otelimize geri döndük... günü sonunda kendimi bir file öptürmüş ve bir maymuna yüzümü mıncırtmıştım... evet kulağa tuhaf geliyor... ertesi gün ki gezide tepemden aşağı bir maymun çişini yapana kadar tabi...

 

AddThis Social Bookmark Button

joomla statistics